Anasayfa / Ehliyet Haber / Trafik Adabı Ders Notları2

Trafik Adabı Ders Notları2

Başı önde, eli kulağında olan nesil
Onun içindir ki bu konular üzerinde düşünmemiz gerekir. Bu durum atasözlerimizin içeriğine
de tesir ediyor. Akıllı teknoloji ile ilgili olarak Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nun bir
tespiti, güzel bir ifadesi vardır; şimdi yeni neslin başı öne eğik. Neden? Ya tablete bakıyor,
ya da akıllı telefona. Ama önceden başı önde olmak tevazudan sayılırdı. Şimdi teknolojiden
dolayı başını öne eğmek; biz yine de Sabahattin Ali gibi “başın öne eğilmesin” diyelim.
Bir başka örneği de biz verelim. “Eli kulağında olmak” diye bir deyimiz vardır, tam
kültür dünyamızın ortasından kopup gelen. Bir şeyin, bir olayın olmak üzere olduğunu
belirten deyimimiz. Ancak günümüzde bu deyimin görüntüye dönüşmüş halini etrafınızda
her yerde görebilirsiniz. Cep telefonu teknolojisi ile birlikte herkesin eli kulağında;
yürürken eli kulağında, asansöre binerken eli kulağında, çalışırken eli kulağında ve
hatta arabayı kullanırken.
Trafik Adabı Geldiğimiz noktada artık ‘trafik adâbı’ndan söz edebiliriz. Teknolojinin
doğurduğu güncel görgü konuları arasında sayabileceğimiz bu konuda çok mesafe
kat etmemiz gerektiği herkesin malumudur. Karşımıza saygısızlık, nezaketsizlik, sabırsızlık,
tahammülsüzlük vb. gibi davranışlar olarak çıkan bu sorun, kurallara belli bir
ceza-i müeyyideden korunmak için uymanın ötesinde bir estetik davranış meselesidir.
Ülkemizde artık uzun sayılabilecek bir geçmişe sahip olan bu konuda yeterince davranış
biriktirmiş olmamız gerekirdi. Aslında millet olarak genel görgü kuralları noktasında
sahip olduğumuz zenginlik trafik adabı noktasında da geniş bir zemin sunmaktadır. Daha
ötesi, temel bir mantık olarak baktığımızda, karşımıza yeni çıkan bir teknolojik alan bile
olsa genelde doğru ve güzel olan davranış, bu yeni alanda da doğru ve güzeldir.
Bu anlamda trafikte bir başkasının yolunu yani hakkını gasp etmek, yapılan yanlış-
lara tahammül edemeyip hakaretlerle çıkışmak, kendi önceliğini kendisinden daha zayıf
olana; meselâ yayaya öncelik vermemek gibi yanlış davranış ve tutumların genelde
de yanlış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tam da bu noktada sosyal değişimlerin ve hareketliliğin çok hızlı yaşandığı gü-
nümüzde, böyle hassas bir konuyu trafik ve sürücü eğitimi süreçlerinde ele almanın
toplumsal geleceğimiz açısından bir zorunluluk olduğunu düşünüyoruz. Bu bağlamda
bu eğitimlerin yeni nesil sürücüler için beş, on, on beş yıl ve daha sonraki zamanlar
için olumlu sonuçlar doğuracağına ve gündeme getirdiğimiz trafik adâbı konusunun
kamuoyu tarafından sahiplenileceğine inancımız tamdır.
Bu vesileyle trafik adabı dersinin hayırlı olmasını diliyor ve bu çalışmada emeği
geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.

TRAFİK ADABI

2
1. ADAP VE TRAFİK
Adap denince ne anlıyorsunuz?
Trafik adabı denince ne anlıyorsunuz?
Neden trafikte adap kurallarına uymalıyız? (Tartışınız.)
Türk Dil Kurumu, “adap” kelimesini “yol, yordam” olarak açıklamaktadır. Trafik adabı,
o topluluktaki ya da ülkedeki insanların trafik içinde bireysel ve birbirlerine karşı davranış
şekilleridir. Trafik psikologları, yaşam tarzı ile araç kullanmanın ilişkili olduğunu
belirtmektedirler. Diğer bir deyişle, insan nasıl yaşarsa, öyle araç kullanır. Trafik adabı
açısından değerlendirmek gerekirse, bir toplumdaki kişiler birbirlerine nasıl davranı-
yorlarsa, birlikte yaşama, yol yordamları ne ise trafik ortamında da aynı adap içinde
davranırlar.
Yazılı Kurallara Uyma (Denetim ve Ceza Korkusu Olmadan):
Sürücü, araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunun sadece maddi cezası
olduğunu düşünmemelidir. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendi canını
ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının da farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak
için yapılması gereken ise trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenmektir. Bilgi
olmadan farkındalık oluşmaz. Bu nedenle de bir sürücü adayı her bilgiyi özümsemeli,
her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerini sorgulamalı, öğrenmelidir.
(Çocuk Güvenliği, Emniyet Kemeri, Hız ve Dikkatsizlik videoları)
Yazılı Olmayan ve Trafik İçerisinde Karşılıklı Anlayış ve Empati
Gerektiren Davranışları Oluştur ve Bu Davranışları Alışkanlık Haline
Getirme:
Trafik Adabı
Yazılı Kurallara Uyma
(Denetim ve Ceza Korkusu Olmadan)

3
NASIL?
Farkındalık Yaratarak
Yazılı Olmayan ve Trafik İçerisinde
Karşılıklı Anlayış ve Empati
Gerektiren Davranışları Oluşturma
ve Bu Davranışları Alışkanlık Haline
Getirme

Trafik adabı; Trafik içinde sorumluluk, yardımlaşma,
tahammül, saygı, fedakârlık, sabır vb.
değerlere sahip olabilme yetisi.
Lütfen unutmayınız! Trafikte hiçbir zaman
tek başınıza değilsiniz. Trafik ortamını her
zaman diğer yol kullanıcıları ile paylaşmak durumundasınız.
Bu ortamda olumlu bir trafik adabı
oluşturulmamışsa trafik güvenliğinin sağlanması mümkün olmayacaktır. Trafik güvenliği
açısından evrensel trafik kuralları kadar olumlu trafik adabının oluşturulması da
çok önemlidir. Trafik kuralları ne yapılması gerektiğini belirlerken, trafik adabı da bu
kuralları kişiler tarafından ve her koşulda güvenliği sağlamak amacıyla uygulanıp uygulanmayacağını
belirlemektedir.
2.TRAFİKTE TEMEL DEĞERLER
a) Sorumluluk
Sorumluluk; kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir
olayın sonuçlarını üstlenmesi anlamına gelmektedir. Unutmayınız ki güvenli, dikkatli,
sorumlu davranmak üzgün ve pişman olmaktan iyidir. Sorumluluk duygusuna sahip
bir sürücü, sadece araç kullanmayı değil, aynı zamanda kendine hâkim olmayı da öğ-
renmelidir.
Sürücü, trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu hem kendine hem de diğer
yol kullanıcılarına karşı üstlenebilmelidir. Davranışlarının sonuçlarını düşünerek, hareket
etmelidir. Çünkü sürücü belgesi sahibi olmak demek, topluma bir ‘söz’ vermek demektir.
Sürücü, bu belge ile “ben bir canlıyı öldürme ve çevreye zarar verme potansiyeli
olan ‘aracı’ güvenli bir şekilde ve kimseye ve hiçbir şeye zarar vermeden kullanmak için
gerekli bilgileri öğrendim ve bu bilgileri uygulamak için gerekli olan kişilik özelliklerine,
yetişkinliğe ve sorumluluk duygusuna, psikolojik ve fiziksel uygunluklara sahibim” demektedir.
Sürücü araç kullandığı sürece topluma verdiği bu sözü tutmakla yükümlüdür.
Sürücülükle ilgili sınavları geçmesi ve belgeye hak kazanması, resmi olarak bu yükümlülüğü
üstlendiği anlamına gelmektedir. “İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas
sistemi değil, prensipleri, sorumlulukları ve inançlarıdır.”
Örnek 1:
Bir sürücü, sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) araç kullanırsa, çevresindeki
sürücülerin dikkatinin dağılmasına ya da panik yapmalarına sebep olabilir. Bunun sonucunda
sürücünün kendi hatalı davranışı yüzünden başka sürücülerin kaza yapma
riski artacaktır. Bu sürücü başkalarının canına ya da malına zarar verme sorumluluğunu
üstlenebilecek midir?
Örnek 2:
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde,
ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan
olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atma sorumluluğunu üstlenebilecek midir?
Trafikte sorumlu davranmak ve sorumluluğunu bilmek neden
önemlidir? (tartışınız.)
(Videolarla desteklenecek)
dur
Olması
Gereken Bazılarına
Göre…
geç
hazırlan hızlı geç
geç
polis yoksa
geç
7
b) Yardımlaşma
“Düşene sırtını dönen korksun,
bir gün kendi düştüğünde, kimse
ona elini uzatmayacaktır.” (Sadi, Orkide, 1257;
aktaran Aronson, Wilson ve Akert, 2010)
Yardımlaşma, karşılıklı yardımda bulunma anlamına gelmektedir. Bu değer ülkemiz
insanlarının sahip olduğu ve günlük hayatlarında sıkça uyguladıkları en önemli değerlerden
biridir. Yardımlaşmanın olduğu ortamlar, stresten uzak, insanların daha sakin ve
huzurlu olduğu ortamlardır. Yardımlaşma ile sorunlar kısa sürede ve yapıcı bir biçimde
çözülür. Hayatımızı; “Bir başkasının yaşamasına yardım etmeyen, ya-
şadığını iddia edemez.” ölçüsü yönlendirmelidir.
İnsanlar Neden Yardım Eder?
Bu konuda çeşitli bilimsel görüşler bulunmaktadır. Biyolojik görüşe göre insanlar
yeme içmeye karşı doğuştan bir eğilime sahip oldukları gibi başkalarına yardım etmeye
de doğuştan eğilim gösterirler (Hogg ve Vaughan, 2014). Sosyo-biyologlara göre
insanların sıkıntı içinde olanlara yardım etmek üzere biyolojik yatkınlıkları bulunmaktadır.
Sosyal psikologlara göre neredeyse her kültürde, başkalarına ilgi göstermenin
iyi, bencilliğin ise kötü olduğunu bildiren bir ‘norm’u vardır. Pek çok toplumda yazılı
olmayan bu kural, karşımızdaki kişi muhtaç halde olduğunda (yardım ettiğimiz durumda
ödeyeceğimiz bedel ağır olmadığı takdirde) o kişiye yardım etmek için elimizden
geleni yapmamız gerektiğini belletir. Dolayısıyla yardımlaşmanın evrensel bir sosyal
sorumluluk normu olduğunu söyleyebiliriz. Bu da bize bu standardın işlevsel bir değeri
olduğunu ve sosyal yaşamı kolaylaştırdığını göstermektedir. Hareket noktamız; “İyilik
eden iyilik bulur.” olmalıdır. Bu konuya 3.Bölümde ‘diğergamlık’ başlığı altında
tekrar değinilecektir. Biz buna bir anlamda “adap” ta diyebiliriz.
Trafikte Yardımlaşma Neden Önemlidir?
Birlikte yaşam, yardımlaşma olmadan sürdürülmesi zor bir hale gelmektedir. Trafik
ortamı, tüm yol kullanıcılarının birlikte hareket ettiği, birbirinin olumlu ya da olumsuz davranışlarından
etkilendiği bir ortamdır. Bir kişinin olumlu ya da olumsuz bir davranışının
tüm yol kullanıcılarını aynı şekilde etkilediği bu ortamda yardımlaşmanın önemi oldukça
öne çıkmaktadır. Özellikle trafikte dezavantajlı gruplar olan çocukların, yaşlıların ve engellilerin
yardıma daha fazla ihtiyacı olabilir. Güvenli bir trafik ortamı sağlamak için her
sürücünün dezavantajlı grupta yer alan bu yol kullanıcılarına daha fazla dikkat etmesi gerekir.
Hayatımızın her döneminde insanlara yardımcı olmak bir insanlık değeri olduğu gibi
trafikte bu değerin daha da ön plana çıkarılması gerekir. Unutmayalım ki; “İnsanların
en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır.”
8
Örnek 1:
Araç kullanırken yolda olan bisikletli çocukları fark ettiniz. Daha yavaş ve dikkatli araç
kullanmak suretiyle onlara bir tehlike yaratmamaya özen göstererek onların güvenle yanı-
nızdan geçmesine yardım etmek, trafik adabı açısından istenilen bir durumdur.
Örnek 2:
Aracı arıza yaptığı için yolda kalmış ve yardım talebinde bulunan bir sürücüye,
yoldan geçen bir sürücünün durup yardım etmesi hem yardım talep eden sürücüyü
bir sorundan kurtaracak hem de aracın bir an önce durduğu yerden trafiğe katılmasını
sağlayarak, trafiğin aksamasını önleyecektir.
Örnek 3:
Karlı havada zincir takmaya çalışan bir sürücü, sorun yaşıyor ve yardım talep ediyorsa,
bu konuda deneyimli, daha becerikli bir sürücünün o kişiye yardım etmesi daha
sonra olabilecek araç kaymalarını ve trafik kazalarını önlemiş olacaktır.
Örnek 4:
İki yönlü karayolunda öndeki ağır vasıta nedeniyle oluşan araç kuyruğunda ağır
vasıtanın arkasında sollayan ilk araç, yol uygunsa, hemen sağa geçmek yerine bir süre
sol şeritte giderek, kuyruktaki diğer araçların da ağır vasıtayı sollamasını kolaylaştırabilir.
Böylece o yoldaki trafik akışı daha rahat bir hale gelebilir.
(Videolarla desteklenecek)
c) Hoşgörü
Hoşgörü denince ne anlıyorsunuz? Trafikte hoşgörü nasıl olmalıdır?
(tartışınız.)
“Bir bahçeye giremezsen, durup, seyran eyleme.
Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme.” (Yunus Emre)
“Hoşgörülü ol ki sana da öyle davranılsın.” Hoşgörü, kişinin kendisininkinden
farklı ahlaki, dini değerlere, dünya görüşlerine, düşüncelerine, yaşam tarzlarına,
davranışlara vb. sahip olan başka insanlara müdahale etmekten bilerek veya
isteyerek, kaçınması eylemi olarak tanımlanmaktadır. Yani, ortaya çıkabilecek sorunları
anlayışla karşılayarak, olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans anlamına
gelmektedir. Hoşgörü, kendi görüşünüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı
düşen görüşlere, sabırla ve taraf tutmadan katlanma demektir. İzin verme ve iyi karşı-
lama anlamlarına da gelir. Hoşgörü, trafik içinde sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları
değerlerden biridir. Bir sürücü, trafik ortamında farklı özelliklere sahip sürücüler,
yolcular ve yayalarla birlikte araç kullanmak durumundadır. Hoşgörülü olma özelliği
yoksa sürücü, sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli, başarılı iletişim kuramayan, kural ihlali
yapan bir kişi olacaktır. Bilinçli bir sürücü hoşgörülü olabilmek için güne dinlenmiş baş-
lamalıdır. Mevlana’nın; ”Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi
ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya
göründüğün gibi ol” sözünü hayatımıza örnek almalıyız.
9
Unutmayın! Hoşgörülü olabilmek için; kendinize ve yaptığınız işe değer verin, iletişim
içinde olduğunuz kişilere değer verin, alıngan olmayın, kimseyi küçümsemeyin,
affedici olun, anlayışlı olun, herkesin olaylara farklı bakabileceğini yani “aynı resme
farklı gözlerle baktığını” unutmayın.
“Yaratılanı hoş gör, yaradandan ötürü.”
Örnek 1:
Park etme konusunda acemi olan bir yeni sürücü, yolda iki aracın arasına park
etmeye çalışırken, arkasındaki araç sürücüsü bu duruma hoşgörü göstermeyip, sü-
rekli kornaya basarsa, park etmeye çalışan sürücü panik olacak ve park etme süresi
artacaktır. Oysa fazladan gösterilecek 30 saniyelik bir hoşgörü, daha huzurlu bir trafik
ortamı oluşturacak ve acemi sürücünün de daha kısa sürede manevrasını tamamlamasını
sağlayacaktır.
Örnek 2:
Bir sürücünün önünde duran bir araçtan yaşlı bir yolcunun indiğini düşünelim. Ya-
şından dolayı bu yolcunun araçtan inme zamanı normalden biraz daha uzun olabilir.
Arkadaki sürücünün bu duruma hoşgörü göstermeyip, kornaya basması yolcunun araç-
tan daha hızlı inebilmesini sağlamayacağı gibi trafik ortamında da huzursuz, stresli bir
durum oluşmasına sebep olacaktır.
(Videolarla desteklenecek)
Neden Trafikte Tahammül Etmeliyiz?
Tahammül denince ne anlıyorsunuz? Trafikte tahammül sahibi
olmak ne demektir? (tartışınız.)
“Tahammülde bir fazilet vardır ki çoğu zaman başarının zaferinden
büyüktür. (Samuel Smiles) ”
Tahammül; insanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme ya da katlanabilme
gücü olarak tanımlanmıştır (TDK). Kendi görüşünüze ve çoğunluğun görüş biçimine
aykırı düşen görüşlere, sabırla ve taraf tutmadan katlanabilme özelliğidir.
Tahammül trafik içinde sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları değerlerden biridir.
Bir sürücü, trafik ortamında farklı özelliklere sahip sürücüler, yolcular ve
yayalarla birlikte araç kullanmak durumundadır. Bunların içinde, kurallara
uymayan sürücüler ve dikkatsiz yayalar olabilir. Sürücünün, bu tarz yanlışla
karşılaştığında buna katlanabilmesi şüphesiz ki çok güçtür. Ancak trafik içinde
istenmeyen durumlara tahammül edebilmek taraflar arasında yaşanabilecek
kötü olaylara engel olacak, çok daha huzurlu bir trafik ortamı yaratacaktır.
10
ç) Nezaket ve Saygı
Nezaket, başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma anlamına gelmektedir.
Saygı ise değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir
şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, başkalarını
rahatsız etmekten çekinme duygusu anlamına gelmektedir. Başarılı iletişimin en önemli
kuralı karşınızdaki kişinin varlığına saygı göstermektir. Yani saygı göstermek demek
“seni görüyorum, duyuyorum, varlığını kabul ediyorum” anlamına gelmektedir.
Saygı ve empati birlikte olan iki kavramdır. Ayrıca ‘hoşgörü’ olmadan saygı da olmaz.
Diğerini “olduğu gibi kabul etmeden” “saygı” duyamazsınız. Kendinize, işinize saygı duymadan
da diğerlerine saygı duyamazsınız. Aynen hoşgörüde olduğu gibi nezaket ve
saygı değerleri de ülke insanımızın içinde olan değerlerdir. Örneğin, bir kapıda karşılaşan
iki kişi kapıdan geçmek için birbirlerine yol verirler. Bu değeri trafik ortamında yansıtabilmek
çok önemlidir. Başka bir deyişle, diğer yol kullanıcılarına saygı göstermek önemlidir.
Çünkü trafikte davranışlarınızı saygı ile sergilediğiniz her durumda daha huzurlu, sakin,
stresten uzak bir ortamın hem kendiniz hem de diğerleri için oluşmasına neden olursunuz.
Trafik kurallarına uymak daha kolay ve alışkanlığa daha çabuk dönüşür bir hal alır.
Zaten yukarıda da vurgulandığı gibi, sürücü belgesi sahibi olmak demek, kişinin topluma
saygılı ve sorumlu davranacağına dair söz vermesi demektir. Trafik güvenliğinin sağlanabilmesi
için saygı ile birlikte trafik kurallarının uygulanması gerekir. Trafik güvenliğinde
sürekliliği sağlayan en önemli faktörlerin başında “saygı” gelmektedir.
Örnek 1:
Trafik kazası sadece maddi hasarlı bile olsa, yaşanması hiç istenmeyen ve kazaya
karışan sürücüleri psikolojik olarak olumsuz etkileyen bir durumdur. Kaza sonrası
tarafların birbirine saygısız ve nezaketsiz bir şekilde davranması, kazayı ortadan
kaldıramayacağı gibi, olayın yasal gidişatını da uzatacağından çözümü geciktirecektir.
Bu sebeple kaza sonrası sürücünün soğukkanlılığını kaybetmemesi, diğer sürücüye
saygısız ve nezaketsiz söylem ve hareketlerde bulunmaması çok önemlidir. Nezaket
ve saygı, huzurlu ve daha az stresli bir ortamın oluşmasını sağlayacağı için meydana
gelen kaza ile ilgili sorunlar daha kısa bir sürede çözülecek, kişilerin psikolojik olarak
yaşadıkları olumsuz duygular ise en azından yaşanan kaza ile sınırlı kalacaktır.
Örnek 2:
Yağmurlu bir günde araç sürerken kaldırımdaki yayalara su sıçratmamaya özen
gösterilmelidir. Bir yaya için bu durum çok olumsuzdur.
Her sürücünün aynı zamanda bir yaya
olduğu unutulmamalıdır. Yağmurlu ve karlı havalarda
araç kullanırken bir yaya görüldüğünde,
hız daha fazla azaltılmalıdır.

4
(Videolarla desteklenecek)
11
d) Feragat ve Fedakârlık
Feragat ve fedakârlık, bir amaç uğruna ya da
gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi
yararlarından vazgeçme, hakkından kendi iste-
ğiyle vazgeçme, özveri anlamına gelmektedir. Bazı
durumlarda, trafik ortamında hak kendinizden yana
iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek size
bir şey kaybettirmeyeceği gibi daha huzurlu bir trafik
ortamı sağlamaya katkıda bulunacaktır.
Örnek 1:
Tali yol- Anayol kesişmesinde geçiş hakkı anayolda seyreden sürücüye aittir. Anayolda,
kalabalık bir trafik içinde ilerleyen sürücü, tali yoldan gelmekte olan sürücüye
kendi geçiş hakkını verdiğinde sadece birkaç saniye zaman kaybedecek, karşılığında
ise tali yolda araçların birikmesini önlemiş olacaktır. Böyle bir durumda, anayoldaki
sürücülerin tali yoldan gelenlere hiçbir şekilde yol vermediğini düşünelim; bir süre sonra
tali yoldaki araç trafiği çok fazla artacak, o yoldaki trafik duracak, sürücülerde öfke,
kızgınlık ve sabırsızlık başlayacaktır. Dolayısıyla bu ortamda kaza olasılığı artacaktır.
Sonuçta hem ana yolda hem de tali yolda trafik tıkanacaktır. Bu sonuçtan herkes zarar
görecektir.
(Videolarla desteklenecek)
e) Sabır
“ Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.” atasözü size neyi hatırlatıyor?
Karşıdan karşıya geçen bir yaya için araçların beklemesi trafiğin
sıkışmasına sebep olmaz mı? Bu konuda sürücünün sabırlı olup, beklemesi
uygun mudur? (tartışınız.)
Sabır, en kısa tanımıyla, zorluğa karşı göğüs germek anlamına gelmektedir. (Osmanlıca-Türkçe
Ansiklopedik Büyük Lügat) Diğer bir deyişle, yaşanan olumsuz durumu
kabullenmek, çözümü yönünde çaba sarf etmek ve uygulanan çözüm faaliyetlerinin sonucunu
beklemektir. Zorlukların ilacı olarak da tarif edilmektedir sabır kavramı. Şems-i
Tebriz, “dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmek” diye ifade etmektedir
sabrı. (Şems-i Tebriz) Mevlânâ, “hamdım, yandım, piştim, oldum elhamdülillah”
der. Çok bilinen bir atasözümüz ise “öfkenin sonu felaket, sabrın sonu selamet”
diyerek, sabrın önemini vurgulamaktadır.
Olaylar yalnızca bizim kontrolümüzde değildir. Yaşam çoğunlukla bizim dışımızdaki
unsurlar tarafından yönlendirilir. Benzer şekilde trafik ortamı da her zaman sürücünün
kontrolünde olan bir ortam değildir. Diğer yol kullanıcıları, yol ve hava koşulları gibi pek
çok şeyin sürücünün kontrolü dışında gelişmesine neden olur.
12
Potansiyel olarak tehlikelerle ve beklenmedik olaylarla dolu olan ve sürücünün
kontrolü dışında ki bu trafik ortamında zorluklarla sağlıklı bir şekilde baş etmek için
SABIR olmazsa olmazdır. Sabırlı olmak stresle baş etme konusunda da önemli bir
özelliktir. Genel olarak, sabredemeyen kişilerin stresle de olumlu baş etme konusunda
sorun yaşadıkları bilinmektedir.
Özetle sabır, bir şeyi telaş göstermeden bekleme anlamına gelmektedir. Hayatın
her alanında ihtiyaç duyulan sabır değeri trafik içinde çok daha büyük önem taşımaktadır.
Trafikte, kırmızı ışıkta beklemek, sabır gerektiren bir davranıştır. Ancak burada
gösterilen sabır, kırmızı ışıkta geçmenin bir trafik kural ihlali olması ve bu ihlalin bir
cezası olması nedenleri ile sürücüler için bir zorunluluk haline gelmiştir. Önemli olan
trafik içinde cezası olmayan durumlarda da sabır gösterebilmektir. Çünkü; Sabrın
sonu selamettir. (Atasözü)
Örnek 1:
Trafikte kırmızı ışıkta beklerken, ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna
çalan sürücünün ışığın yeşile dönmesi için beklemeye 1 sn. sabrı olmadığını gösterir.
Çalınan bu korna öndeki sürücünün paniklemesine ve yola kontrolsüz çıkmasına sebep
olabilir.
Örnek 2:
Öndeki araç yolcu indirirken ya da yol kenarına park etmeye çalışırken, sabırla
beklemek gereklidir. Bugün önünüzdeki araca sizin göstereceğiniz sabır, yarın siz aynı
durumdayken size gösterilecektir.
Örnek 3:
Trafik sıkışıklığı kentlerimizin en büyük sorunlarından biridir. Böyle bir durumda
sabırsız davranıp, sürekli korna çalmak, trafiği açamayacağı gibi hem kendinizi hem
de öndeki sürücüleri gürültü kirliliğine maruz bırakmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Örnek 4:
Bir sürücü olarak, yayalara, özellikle de yaşlı, çocuk, engelli yayalara sabır göstermek
çok önemlidir. Bir yaya, yeşil ışık süresinde geçişini tamamlayamamış olabilir. Bu
durumda korna çalarak, ya da el kol hareketleri ile yayayı çabuk geçmeye zorlamak
yerine sürücünün sabretmesi gerekir. Yayayı bir an önce geçişini tamamlamaya zorlamak,
onun yere düşmesine ya da paniğe kapılıp, kontrolsüzce davranmasına neden
olabilir. Bu durum hem yaya için hem de diğer sürücüler için olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Veya kendisine kırmızı ışık yandığı halde sabırsızlık göstererek yola çıkması,
yayaların haklarını ihlal ettiği gibi hayatlarını da tehlikeye atacaktır. Unutmamamız gerekir
ki; “ En hayırlı vasıta sabırdır.”
(Videolarla desteklenecek)
13
f) Trafik Kültüründe Birbirini Uyarma
Trafik ihlali yaparak başka sürücülerin paniklemesine sebep
olan sürücüyü uyarmak neden önemlidir? tartışınız.
Birlikte yaşadığımız trafik ortamında, bir kişinin yaptığı olumlu ya da olumsuz bir
davranış hepimizi etkiler. O kişinin belki de farkında bile olmadan yaptığı o davranış
hiçbir suçu olmayan bir başka kişinin ölümüne, yaralanmasına ya da ömür boyu sakat
kalmasına neden olabilir. Dolayısıyla, trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürü-
cüyü uyarmak hem o sürücünün hem de trafikteki diğer sürücülerin kaza yapma ya
da olumsuz bir durum oluşturma riskini azaltacaktır. Ancak bu uyarı, nezaket ve saygı
çerçevesinde yapılmalıdır.
Örnek 1:
Ters yönden gelen bir sürücüyü “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz tek yön levhasını
görmediniz, lütfen daha dikkatli olun” diyerek uyarmak, trafik içindeki vatandaşlık
görevimizdir.
5
3. TRAFİKTE EMPATİ VE İLETİŞİM
a. Empati
Siz beklerken birisi sizin önünüze geçse ne hissedersiniz?
Tartışınız.
En basit tanımıyla empati (duygudaşlık), bir olay
ya da bir durumda karşımızdaki kişi hakkında herhangi
bir yargıda bulunmadan önce kendimizi onun
yerine koyarak, olayı/durumu onun gibi yaşamamız
anlamına gelmektedir. Yani kişi, “ben onun yerinde
olsaydım nasıl hissederdim/düşünürdüm/davranırdım”
diyorsa, o kişi ile empati kuruyor, kendini onun
yerine koyarak, kişinin davranışı değerlendiriyor, duygudaşlık yapıyor demektir. Kişi
öncelikle kendine saygılı olmalıdır. Kendine değer verenler başkalarını da değerli
görmektedirler. Bunun için; “Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız
başkalarına da o şekilde davranın.” altın kuralının unutulmaması gerekir.
Empati, başarılı bir iletişimin temel koşularından
biridir. Sosyal yaşamda empatinin
tartışmasız önemi büyüktür. Trafik adabı açı-
sından da empati çok ciddi bir öneme sahiptir.
Sürücü trafikte diğer yol kullanıcıları ile sürekli
iletişim içindedir. Aracını hareket ettirmesiyle

6
14
birlikte iletişim başlar ve aracını park edinceye kadar da bu iletişim sürer. Örneğin,
sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek bir iletişimdir. Trafik kuralları bu
iletişimi sağlıklı, güvenli ve herkes için standart kılabilmek için vardır. Ancak trafik adabı bu
kuralların o toplumda ne şekilde ve ne standartta uygulandığını belirlediği için ayrı bir yere
sahiptir. Hiçbir toplum 24 saat trafik zabıtası tarafından denetlenemez. Toplum yararına,
kesintisiz denetim, trafik adabı ile mümkündür. Yüksek empati kurabilen bir toplumda da
trafik adabı diğerinin hakkını dikkate alan görgü kuralları üzerine kurulmaktadır.
Örnek 1:
Aracını kaldırıma park etmiş bir sürücü, diğer yol kullanıcıların kaldırımı kullanması-
na engel olduğu gibi kaldırımı kullanamayan yayaların araç yoluna çıkmalarına neden
olmaktadır. Ayrıca kaldırım taşlarına da zarar vermektedir. Empati düzeyi yüksek bir sü-
rücü, kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar ve aracını kaldırıma park etmez.
Tartışma:
Empati düzeyi yüksek bir sürücü yoğun trafikte, bir alt geçide sıra halinde girmekte
olan sürücülerin önlerine geçerek, trafiği de daha sıkışık bir hale getirerek yoluna devam
etmez. Neden?
Örnek 2:
Aracınızı park ettikten sonra hemen aracınızın başından ayrılmayın. Aracınızın
durduğu yerin, diğer yol kullanıcıları açısından bir şekilde görme ve görülme ya da
manevra engeli oluşturup oluşturmadığını kontrol edin.
Lütfen unutmayın! Trafikte yalnız değilsiniz. Çözümün parçası
değilseniz, sorunun parçasısınızdır. Güvenli sürücü olmak için her
zaman empati düzeyi yüksek bir kişi olunuz.
Kendinize ve yaptığınız işe değer verin, iletişim içinde olduğunuz
kişilere değer verin, alıngan olmayın, kimseyi küçümsemeyin, affedici
olun, anlayışlı olun, herkesin olaylara farklı bakabileceğini yani
“aynı resme farklı gözlerle baktığını” unutmayın.

7
b. Diğergamlık
Diğergamlık, kendinden çok başkalarını düşünen, başkalarının iyiliği için fedakârlık
yapan, özgeci şeklinde tanımlanır. Diğergamlık, yardım etme davranışının bir alt kategorisidir.
Başkasının çıkarına davranma olarak tanımlanmaktadır. (Hogg ve Vaughan,
2014) Kişinin kendisinden çok bir başkasına yarar sağlama isteğiyle yapılan davranışı
15
işaret eder. Diğergamlık ile empati arasında önemli bir ilişki vardır. Empati, kişiyi başkalarına
yardım etmek üzere harekete geçirir. Toplum yanlısı davranışlar diğer insanların
refahına katkıda bulunmaktadır. Diğergam davranışlar, birisinin buna karşılık vermesini
gerektirmez. Bu tür davranışlar, bütün kültürlerde olmakla birlikte bizim kültürümüzde,
bu davranışlara büyük önem verilir.
Tartışma 1:
Trafikte aracınızla kırmızı ışıkta bekliyorsunuz. Işık yeşile döndü ancak bir yaya kar-
şıya geçmek için yolu neredeyse yarılamış. Geçiş sizin hakkınız. İsterseniz o yayanın
önünden veya arkasından geçebilirsiniz. Ya da 3-5 sn. yayanın geçişi tamamlamasını
bekleyip, öyle geçersiniz. Bu iki davranış şeklinin doğurabileceği sonuçları tartışınız.
Tartışma 2:
Sol tarafınızda seyretmekte olan araç, önünüze geçmek amacıyla sinyal veriyor.
Hızınızı sabit tutup ya da uygun şekilde yavaşlayıp, onun önünüze geçmesine izin
vermek diğergamlıktır. Neden? Tartışınız.
Tartışma 3:
Diğergamlık ve fedakarlık arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir? Örneklerle tartışınız.
c. Öfke Yönetimi
Trafikte sizi öfkelendiren bir sürücü ile camı açarak tartışmanız,
trafiğin akışını nasıl etkilemektedir? (tartışınız.)
Öfke, ‘güçlü bir husumet duygusu’ şeklinde tanımlanmaktadır. Hoşnutsuzluğun do-
ğurduğu yoğun bir duygusal durum anlamına gelmektedir. Öfke yerine kızgınlık, hiddet,
gazap sözcükleri de kullanılmaktadır. Öfke, günlük hayatımızda önemli yere sahip duygularımızdan
biridir. Öfke duygusu evrenseldir. Her kültürde çeşitli şekillerde yaşanan
bir duygudur. Kimi zaman kısa süreli, orta şiddette ve hatta kişiye faydalı, kimi zaman
ise çok şiddetli, yoğun, sürekli ve tahrip edici olabilmektedir. Öfkenin engellenme, benlik
saygısının zedelenmesi, gururun kırılması gibi nedenlerle ortaya çıktığı bilinmektedir.
Haksızlığa neden olan kışkırtıcı davranışlar da öfkenin en önemli nedenlerindendir.
Öfke, planlanabilen bir duygu değildir. Diğer deyişle, saldırı, engellenme, haksızlığa
uğrama, eleştirilme, küçümsenme gibi durumlarda kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Öfke çok farklı biçimlerde ifade edilir. İnsanlara yönelik fiziksel saldırı, objelere yö-
nelik fiziksel saldırı, sözel saldırı veya bağırma, bastırma, kendini eleştirme, dikkati
başka konuya çekme, zulmetme, öfkenin ifade biçimlerinden bazılarıdır.
Öfke duygusunun aslında bir işlevi vardır ve işe yarar. Başka bir deyişle, kişiye güç
verir, kişinin duygularını daha da kabartan, rahatsız edici davranışları önler. Yani, kişi
öfke sayesinde engellendiğini anlar, kendine zarar vermez. Ayrıca öfke, diğer insanlara
karşı olumsuz duyguların dışa vurulmasını kolaylaştırır. Kişiyi, isteklerini elde etme
konusunda daha atılgan bir hale getirir, kendisini önemli, üstün ve haklı hissetmesini
sağlar. Ama unutulmamalıdır ki “Öfkeyle kalkan zararla oturur.”
Öfkenin kalp hastalıkları gibi pek çok fiziksel hastalığın ilerlemesinde çok önemli
etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Konuyla ilgili çalışmalar yapan uzmanlar hem bastırılan
hem de ifade edilen öfkenin, yüksek kan basıncı, kalp problemleri, ülser gibi
psikosomatik sonuçları olacağını vurgulamaktadırlar. Uzmanlara göre, öfkenin bastı-
rılması, yüksek tansiyonu geliştiren bir faktörken, öfkenin bağırarak, müdahale ederek
veya hızlı konuşma şeklindeki ifadeleri de kalp ritminde bozulmalara neden olmaktadır.
16
Öfkelendiğinizi nasıl anlarsınız? Öncelikle bedeniniz çeşitli fizyolojik tepkiler verir.
Bu tepkiler, kişiden kişiye değişikler göstermektedir. Örneğin, kaşlar çatılır, dişler
gıcırdatılır, ters ters bakılır, yumruklar sıkılır, yüz kızarır, ellerde/ayaklarda titreme ya
da uyuşma hissi oluşur, nefes almada zorluk, vücudun çeşitli bölgelerinde seğirmeler
olur, terleme, kontrol kaybı, sıcaklık hissi, burundan soluma, dudakları ısırmak, beynin
zonklaması, baş ağrısı, hareketlerin hızlanması olur. Beden fiziksel tepkiler verirken
aynı zamanda zihin, unutkanlık, uykusuzluk, dikkatsizlik gibi tepkiler verir. Sonuç olarak
davranışsal tepkiler verilir. Daha çok sigara içmek, aşırı yemek yemek, acelecilik ve
huzursuzluk, aşırı alkol tüketimi bu davranışlardan bazılarıdır.
Günümüzde psikologlar, öfkeyi bastırmak ya da yok etmek yerine “kızgınlık ve öfkenin
yönetimi” ni önermektedirler. Öfke yönetiminde amaç; kızgınlığın ve öfkenin yol
açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltabilmektir. Çünkü sizde kızgınlığa yol açan
insanları, olayları yok edemezsiniz, onlardan kaçınamazsınız, onları değiştiremezsiniz
fakat insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal tepkilerinizi kontrol
edebilirsiniz, onları yapıcı bir şekilde yönetebilirsiniz. Sonuç olarak, kızgınlığınızı neyin
tetiklediğini bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabilece-
ğiniz yöntemler geliştirmek en sağlıklı olan çözüm olarak önerilmektedir.
Öfkeyi başarılı bir şekilde yönetmek için öncelikle neden öfkeli olduğunuzu anlamaya
çalışın. Gevşemeye ve dinlenmeye çalışın. Bunun için nefes egzersizlerini öğrenin ve
uygulayın. Kas gevşeme egzersizleri ya da spor yapmayı hayatınızın düzenli bir parçası
haline getirin. Düşünme tarzınızı yeniden yapılandırın. Başka bir deyişle, olumlu düşünme
konusunda kendinizi geliştirin, duygularınızı paylaşın, öfkelendiğinizi hissettiğinizde
mantığınıza sığının.” Mantık Öfkeyi Yener”. Kendinize “tüm dünyanın size kazık atmaya
çalışmadığını” hatırlatın. Sadece, yaşamın iniş ve çıkışlarından bazılarını yaşadığınızı
düşünün. Sizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla” ya da “her zaman” gibi sözcükleri
kullanmayın. “Bu yolda hep böyle trafik sıkışıktır”. “Bu minibüs/taksi/otobüs sürücüleri her
zaman böyle yapar. gibi kızgınlığınızı daha da arttıracak cümleler kurmaktan kaçının. Ayrıca
problem çözme yöntemlerinizi geliştirin. Örneğin, “Her problemin bir çözümü vardır.”
inancı, çözümü bulamadığınızda engellenmişlik duygusunu ve kızgınlığı arttırır. Bazen
çözüm sizin kontrolünüzde değildir ya da yoktur, dolayısıyla sorunla yüzleşin. “Ya hep ya
hiç” tarzı düşünceden uzak durun. Zamanı etkili kullanma konusunda kendinizi geliştirin.
İletişim becerilerinizi geliştirin. Kendini ifade etme yöntemleri konusunda bilgilenin ve
kendinizi geliştirin. Saldırgan yerine atılgan olmayı deneyin. Mizah kullanmak da önemli
bir yöntemdir. Ancak dikkatli olun. Amaç sorunlarınızı gülerek geçiştirmek değil, onlarla
yapıcı bir şekilde yüzleşmektir. Alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurmaktan kaçının. Bu
da öfkeyi ifade etmenin bir başka yüzüdür. Alay etmek, öfke yönetimi değildir. Amaç, her
şeyi ve kendinizi çok fazla ciddiye almaktan sizi alıkoymaktır.
Sonuç olarak aklınızdan çıkarmayın: Kızgınlığı yok edemezsiniz. Tüm çabalarınıza rağ-
men sizi kızdıracak olaylar olacaktır. Yaşam her zaman engellerle, acılarla, kayıplarla ve diğer
insanların onlardan beklemediğiniz davranışlarıyla dolu olacaktır. Olayları değiştiremezsiniz
ama bu olayların sizi etkileme biçimini değiştirebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke tepkilerinizi kontrol
ederek, uzun vadede onların sizi daha mutsuz kılmasını önleyebilirsiniz. “Gerçek pehlivan
öfkelendiğinde öfkesine hakim olabilendir.” (Sözünü tartışınız.)
17
Trafikte Öfke Yönetimi ve Güvenli Sürücülük

8
Psikologlara göre, öfkeli araç kullanmaya eğilimli olma ile saldırgan sürücülük davranışları
birbirleriyle ilişkilidir. Diğer deyişle, öfkeli sürücülük özelliği yüksek olan kişiler,
trafikte daha fazla öfkeli durumlar yaşama deneyimine sahiptirler.
Trafikte yaşanan öfke duygusu, güvenli sürücülük yeteneklerini olumsuz yönde etkilemekte,
tehlikeli davranışlara ve kural ihlallerine yol açabilmektedir. Diğerlerine göre daha çabuk ve
daha fazla öfkelenen sürücülerin direksiyon hâkimiyeti bozulur, dikkat dağılır, kural ihlalleri artar,
sabırsızlık ve tahammülsüzlük artar ve sonuç olarak kazaya karışma olasılığı artar.
Trafik ortamı, doğası gereği engellemelerle dolu bir ortamdır. Çeşitli nedenlerle trafik
tıkanır. Kurallar gereği özellikle şehiriçi trafiği dur-kalk şeklinde yürür. Her kırmızı ışık bir engellemedir.
Dolayısıyla bir sürücü engellenme duygusu yaşadığında hissettiği öfkeyi yönetmeyi
öğrenmek zorundadır. Güvenli sürücülük için altın kural sakin olmak ve sakin kalmaktır.
Araç kullanırken kendinizi öfkeli hissederseniz uyum sağlayıcı/yapıcı öfke ifadesi
yöntemini kullanın. Örneğin, önünüzde yavaşlamanıza neden olan ya da aracını aniden
önünüze kıran bir sürücü ya da bir durum oluştu. Engellendiğiniz ya da haksızlığa
uğradığınızı düşündüğünüz için ister istemez kendinizi öfkeli hissetmeye başlayabilirsiniz.
Böyle bir durumda aşağıda belirtilen ve sizin için en uygun olan düşüncelerden
seçiniz ve o düşüncelere yoğunlaşmaya çalışınız:
(Trafik öfkesi nedeniyle meydana gelen olaylardan medya örnekleri koyalım
Uyum sağlayıcı/ yapıcı öfke ifadesi yöntemi (Eşiyok, Yasak ve Korkusuz, 2007):
• Güvenli bir sürücü olmak için daha dikkatli davranırım.
• Diğer sürücüyü düşünmemi engellemek için başka şeyler düşünürüm.
• Karşılık vermeden önce sonuçlarını düşünürüm.
• Durumla ilgili pozitif çözümler düşünmeye çalışırım.
• Kendime, bunun sinirlenmeye değmeyeceğini söylerim.
• Onların seviyesine inmemeyi tercih ederim.
• Sakinleşmek için radyo veya müzik açarım.
• Yapılabilecek olumlu şeyleri düşünmeyi denerim.
• Kendime, bulaşmaya değmeyeceğini söylerim.
• Yolda kötü sürücülerin de bulunabileceğini kabul etmeye çalışırım.
• Sakinleşmek için derin nefes almak gibi şeyler yaparım.
• Araç kullanırken gerilimli durumlar olabileceğini kabul etmeye çalışırım.
• Yoldaki gerilimi düşünmemi engellemek için başka şeyler düşünürüm.
• Kendi kendime “boşver” derim.
• Kazalardan sakınmak için diğer sürücülere daha çok dikkat ederim.
18
ç. Beden Dili
Trafikte seyir halindeyken sürücünün yaptığı hata sebebi ile beden
dilini (el, kol hareketleri gibi) kullanarak, diğer sürücülerden
özür dilemesi, trafikte ne gibi olumlu sonuçlar doğurabilmektedir.
(tartışınız.)

9
Sözsüz olarak iki şekilde iletişim kurarsınız; beden hareketleriyle (yüz ifadeleri, elkol
hareketleri ve duruş) ve kişilerarası mesafe ile (diğer kişiyle aranıza koyduğunuz
uzaklık). Beden dili sözlü iletişimden daha inandırıcıdır. Ayrıca beden dili önemlidir çünkü
bir iletinin %7’si sözel iletişim (sözcükler), %38’si ses (yükseklik, ton, ritim vb.), %55’i
beden hareketlerinden (çoğunlukla yüz ifadeleri) oluşmaktadır.

Sözel olmayan ipuçları; yüz ifadeleri (mutluluk, şaşkınlık, kızgınlık, üzüntü, korku,
tiksinme), göz teması, fiziksel görünüm beden dilini kapsamaktadır. Sözsüz iletişim etkilidir.
Çünkü duyguları ifade eder, çift anlamlıdır, belirsizdir. Sözel olmayan ipuçları
dendiğinde kişilerarası mesafe, beden dili ve yüz ifadelerinin yanı sıra jestler yani el
hareketleri ile konuşma, mimikler, giyiniş tarzı ve söyleyiş tarzı da belirtilmektedir.
Trafik ortamında diğer yol kullanıcıları ile iletişim sırasında sürücü hem aracını hem
de beden dilini kullanır. Korna çalmak, yakın takip araç kullanmak, aracını kullanarak
yapılan iletişim biçimlerine verilebilecek örnekler iken, diğer sürücü ya da yayaya elkol
işaretleri ile çabuk geçmesini ifade etmek de beden dilini kullanmaya örnek olarak
verilebilir.
Özellikle bir trafik kazasında diğer tarafla iletişim halindeyken kişinin beden diline
dikkat etmesi önemlidir. Sözler olumlu olabilir ancak kişinin kullandığı beden dili kavgaya
davet çıkarmamalı, sakinleştirici olmalıdır. Haklı ya da haksız olma trafik zabıtası-
nın karar vereceği bir durumdur. Ancak bir kaza durumunda taraflar, psikolojik olarak,
savunma durumuna geçme ve diğerini suçlama eğilimi içindedirler. Bu ruh hali, beden
diline yansır ve diğer taraf da aynı durumda olacağı için olumsuz olayların, kavgaların
meydana gelmesi kaçınılmaz bir hal alabilir. Olayları daha da zor bir hale getirmemek
için ve trafik güvenliğini gözetmek açısından kişinin diğer tarafa haklı ya da haksız olmasından
bağımsız olarak saygı duyduğunu, varlığını gördüğünü ve kabul ettiğini ifade
eden beden dili ile yaklaşması trafik adabı açısından istenilen durumdur.
Unutmayınız! Size nasıl davranılmasını istiyorsanız
siz de karşınızdaki kişiye öyle davranmalısınız.
19
d. Konuşma Üslubu
Aşık Yunus’un da dediği gibi;
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ide bir söz
Söylediğimiz yanlış bir söz geri döndürülemez öfke ve zararlara yol açabilir. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”
Trafikte konuşma üslubumuzu yumuşatarak, karşımızdakine hitap etmek
bize ve trafiğin akışına nasıl bir fayda sağlamaktadır? (tartışınız.)
Kişinin konuşma üslubu bazen sözlerinden daha çok önem taşır. İletişim sırasında
mesajın ne olduğu kadar nasıl söylendiği de önemlidir. Başka bir deyişle, sözler olumlu
olabilir ama söyleme tarzı olumsuz ise kişinin aklında sözler değil söyleyiş biçimi kalır
ve ona göre karşılık verir. Konuşurken kişilerin yüzüne bakarak tebessüm etmek karşı-
mızdakinin sert duruşunu yumuşatacaktır.
Sonuç olarak, beden dili ve konuşma üslubu kuralları açısından olumlu bir trafik
adabı sahibi olmak güvenli sürücülük açısından önem taşımaktadır.
Beden dili ve konuşma üslubu da dikkate alınarak, trafik adabı açısından başarılı
iletişim kurma becerilerinizi geliştiriniz. Bunun için aşağıda belirtilen hataları yapmayınız:
• Susup, bir şey söylemediğimizde, gerçekten söylemediğimize inanmak,
• Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğu,
• Herkesin sizin görüşlerinizi ve duygularınızı paylaşması gerektiği,
• İnsanların değişmediği,
• İnsanlara atfettiğimiz özelliklere onların gerçekten sahip olduğu,
• Mesajlarımızın diğerlerine tümüyle açık olduğu,
• Söyleneni anlamamız gerekiyormuş gibi sosyal baskılar (bazen anlayamayabilirsiniz),
• Karşınızdakinin kişiliğini sevmediğiniz için zihninizi ona kapatma,
• Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminiz,
• İletişimde çok erken yargılara / ön yargılara varma,
• Atıflarınızı yaparken, kendinizi kayırma,
• Gerçek veriler ile o verilere ilişkin kendi algılarınızı karıştırmak,
• “Önemsiz” saydığınız mesajları duymamak,
e. Trafik Denetim Görevlileri ile İletişim
Bir sürücü, trafikte çeşitli nedenlerle trafik zabıtası ile iletişim kurmak durumundadır.
Trafik denetim görevlileri, ilgili yasal düzenlemeler kapsamında görevlerini yapmaktadırlar.
Dolayısıyla bir sürücü herhangi bir durumda trafik zabıtası ile iletişim kurarken, bunu
aklından çıkarmamalı ve trafik adabı açısından iletişim kurallarına özen göstermelidir.
İletişim, mesaj alışverişi, bilgi aktarımıdır. Etkili, başarılı iletişim demek başkalarını
suçlamak yerine hakça savaşım vermektir. Etkili iletişim becerileri gelişmiş olan kişi et- kin şekilde dinlemeyi bilir, akıl okumak yerine karşısındaki kişinin ne demek istediğini
gözden geçirir. Karşısındaki kişiye saygı duyar. Saygı duymak o kişinin varlığını kabul
etmek anlamına geldiği için iletişimi başarılı hale getirir. Her insanın en önemli psikolojik
ihtiyacı varlığını kabul ettirmektir. Empati düzeyinin yüksek olması da başarılı iletişim için
en önemli koşulların başında gelmektedir.
Dolayısıyla sürücü, trafik denetim görevlileri ile başarılı bir iletişim kurabilmek, kendini
ifade edebilmek için etkili iletişim becerileri konusunda bilgi sahibi olmalıdır.
20
4. TRAFİKTE HAK İHLALLERİ
a) Birey Hakkı (Diğer Bireylere Verilen Zarar)
Sosyal hayatımızda kimseye zarar vermemeye ve kimsenin hakkını yememeye
özen gösteririz. Bilerek ya da bilmeyerek hak yemekten çekinir ve buna göre yaşamaya
çalışırız. Trafik hayatımızın bir parçası olduğuna göre aynı hassasiyeti trafik içinde
de göstermemiz gereklidir. Trafik kurallarının konulmasının başlıca sebeplerinden biri
de kişilerin trafikteki haklarının belirlenmesidir. Hem trafik düzeninin bozulmaması için
hem de trafikte başkalarının hakkını çiğnememek için trafik kurallarına muhakkak riayet
edilmelidir. Trafik kurallarına uyulmadığı takdirde bir başkasının canına ya da malına
zarar verebiliriz. Trafik kuralları sürücülerin can ve mal güvenliklerini sağlamak için
konulmuştur. Bu kurallara uymamak kişi haklarını ihlal ettiği gibi hayatlarına da kastedebilir.
“Kim bir canı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir.
Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.”
Örnek1:
Birçok sürücü, hızlı araç kullandıklarında da araçlarını kontrol edebildiklerini dü-
şünmektedir. Aynı zamanda kazaya sebebiyet vermeyecek kadar kendilerini usta şoför
olarak görmektedirler (OECD, 2012). Ancak bu sürücüler trafikte tek başlarına olmadıklarını
göz ardı etmektedir. Yaptıkları aşırı hız, diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtıp,
kaza yapmalarına sebep olabilir. Yine aşırı hız yapan sürücülerin, yola çıkan bir yayaya
çarpma ve aşırı hızlı oldukları için o yayayı öldürme riskleri artar.
Örnek 2:
Arkasından siren çalarak gelen bir ambulansa yol vermeyen sürücü, o ambulansın
içindeki kişinin hayatını kaybetmesine sebep olabilir.
Örnek 3:
Engelli kişiler için ayrılmış park yerlerine, engeli olmadığı halde park eden bir sürü-
cü, oraya park etmek isteyen engelli bir sürücünün hakkını gasp ederek, o sürücünün
trafik içinde zor durumda kalmasına sebep olur.
Örnek 4:
Herhangi bir araç arızası olmadığı halde, örneğin marketten bir şey almak için aracının
dörtlülerini yakıp sağ şeritte bırakan sürücü yolun bir şeridini diğer araçlara kapatmış
olur. Kimsenin kişisel çıkarları için yolun bir şeridini diğer sürücülere kapatmaya
hakkı bulunmamaktadır.
(Videolarla desteklenecek)
b) Toplum Hakkı (Topluma Verilen Zarar)
Trafikte hatalı ve yanlış davranışlar kaza ile sonuçlanabilmektedir. Trafik kazası ki-
şisel olarak can ve mal kaybına sebep olduğu gibi toplumsal zararları da çok büyüktür.
Bir kaza bir veya birçok kimsenin ölümüne neden olabilir. Bu ölümler ailelerin yıkımı-
na, kaybolmasına sebep olabilir. Ailelerin yok olması ve dağılması sağlıklı bir toplumun
bozulması demektir. Sağlıksız bir toplum, sağlıksız bir millet’ sağlıksız bir devlet demektir.
Trafik kazası geçiren kişiler, canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar
görürler. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır.
21
Psikolojik etkilerin verdiği güvensizlikler, bilhassa gençlerde sigaraya eğilim alkol
ve uyuşturucu gibi aileyi sosyoekonomik açıdan sıkıntılara sürükleyecek olayları tetiklemektedir.
Yine psikolojik etkiler, bireyin yaşam kalitesini düşürmekte, içine kapanık bir
benlik ortaya çıkararak çevresiyle ilişkilerini azaltmaktadır.
(Videolarla desteklenecek ÖRN: Trafik kazası geçirmiş bir üniversite öğrencisinin, kaza sonrası
yaşadığı psikolojik bunalımın okulda ve aile ortamında yansımalarını gösteren bir video)
Ekonomik olarak dezavantajlı konumda olan dar gelirli aileler hem tıbbi gereksinimlerin
maliyetleri hem de bu yaralanma veya ölüm neticesinde düşen gelirleri nedeniyle
en büyük mağduriyeti yaşamaktadırlar.
Ölüm halinde ise kişinin bakmakla yükümlü olduğu bireylerin geçim sıkıntısı baş gösterebilmekte
ve bu durum da bir ailenin dağılmasına veya kaybolmasına dahi gidebilmektedir.
c) Kamu Hakkı (Devlete verilen Zarar)
Trafik kazalarındaki ekonomik zararlardan Ülkemiz nasıl etkilenmektedir?
(tartışınız.)
2014 yılında trafik kazalarındaki ekonomik kayıp 24 milyar TL. olup
bu miktar yatırıma ayrılan payın yüzde ellisine yakındır. Bir yılda yatırıma
ayrılan pay yaklaşık 50 milyar TL. olduğu düşünülürse trafik kazalarında
kaybedilen ekonomik kayıpla neler yapılabilir? tartışınız.
Trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasarlar, yetişmiş insan gücü kaybı ve yaralananlara
yapılan sosyal güvenlik harcamaları ülke ekonomisine büyük zarar vermektedir.
Trafik kazasının topluma verdiği zararlar bununla da bitmemektedir. Karayollarının zamanından
önce yıpranması, açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminin iş yükünün artması,
engelli nüfusunun artması, üretim ve refah kayıpları, uzun vadede kalkınmaya olumsuz etki,
ülke imajının zedelenmesi, topluma verdiği zararların başlıcaları olarak sayılabilir.

10
ç)Yaşam Hakkı (Bireyin Kendine Verdiği Zarar)
Trafik kazalarında yaralanarak sakat kalan kişilerde ve çevresinde
ne tür olumsuzluklar yaşanabilmektedir? tartışınız.
Öğretide yaşama hakkı; önce insanın fiziksel-biyolojik varlığının arızasız olarak
sürdürebilmesi için gerekli olan bir sağlık ve bütünlük içinde doğması, sonra insanın
varlığının moral-kültürel gelişim olanaklarına sahip olarak sürdürülebilmesidir. Son olarak,
bu suretle, fiziksel-biyolojik-psikolojik-moral-kültürel bütünlüğünü kazanmış insan
varlığının aynı zamanda bir hukuksal bir kişi olarak toplum yararına dahi olsa, doğal
sınırlamalar dışında yok edilmemesi olarak tanımlanmıştır (Öztürk, 2014). Sürücü-
lerin başkalarının yaşama haklarını tehlikeye atacak davranışlardan uzak durmaları
22
gerektiği gibi kendi yaşama hakkını da tehlikeye atacak davranış içinde bulunmaması
gerekir. “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” ölçüsü akıldan
çıkarılmaması gereken bir düsturdur.
Yaşama hakkı, en temel haktır. Diğer tüm hakların kullanımı ve varlığı bu hakka
bağlıdır. Bu yönüyle yaşama hakkı mutlak bir haktır.
Kişi maddi ve manevi olarak birçok zorluk ve fedakârlıklarla yetişkin hale gelmektedir. Ki-
şinin yetişkin hale gelmesinde birçok kişinin emeği vardır. Bu sebeple sürücülerin trafik içinde
yanlış ve tehlikeli hareketler yaparak kendilerine zarar verme riskini göze almaya hakları yoktur.
d) Çevre Hakkı (Çevre ve Doğaya Verilen Zarar)
Günümüzde çevre sorunları son yıllarda giderek artış göstermektedir. Bu sorunların
sonucunda, mevsimler değişmekte, buzullar erimekte, soluduğumuz hava zehirle
yüklenmekte, kulaklarımız, gözlerimiz ve beynimiz; gürültü beton ve metal kirliliği ile
dolmaktadır. Karayolu ulaşım sistemlerinin çevreye ve insana verdikleri zararlar farklı
boyutlarda ve farklı özelliklerdedir. Çevreye en zararlı karayolu ulaşım sistemi ise özel
araçtır. Enerji tüketimi, atık maddesi ve gürültü kirliliği en fazla, kapasitesi ise en düşük
ulaşım sistemi özel araçtır. Bu nedenle özellikle kent içinde zorunlu olmadıkça özel
araç yerine alternatif ulaşım türleri (toplutaşım, bisiklet, yaya) kullanılmalıdır.

11
Karayolu trafik kazalarının kişiye, topluma ve kamuya verdiği zararların yanında çevreye
de büyük zararları bulunmaktadır. Bu zararların başlıcaları aşağıda özetlenmiştir.
√ Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçlar zarar görmektedir.
√ Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde
çevre büyük ekolojik zarar görmektedir.
√ Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanmaktadır.
√ Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşım aksamaktadır.
5. TRAFİKTE DİĞERLERİNİN SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARINA ETKİSİ
İnsan toplum içinde yaşayan sosyal bir varlıktır. Kişinin günlük hayatında yapmış
olduğu birçok rutin aktivitede de davranış şeklini sosyal çevresi şekillendirir.
Yüzmek, bisiklete binmek gibi araç kullanmak da sensori-motor bellek ile yapılan
bir davranıştır. Sürücüler trafikte toplu olarak araç kullandıklarından toplumsal belleğin
de etkisi altındadırlar.
İnsan zihni ile bedeni arasında uyuma dayanan bir ilişki vardır. Koşarken bedenin hızı
arttığından zihnin uyarılma tonusu ile uyanıklık ve çalışma hızı da artmaktadır. Oysaki
YAŞA VE YAŞAMASINA İZİN VER
23
araç kullanırken, yani aslında beden sabitken zihnin otomobil hızında sürekli çalışması
istenmektedir. Hız arttığında bilgi alış hızı da artacağından, daha kısa zamanda aynı görsel
bilginin alınması gerekli olup, yorumlama, karar verme, uygulama ve tepki hızları da
artmak zorundadır. İnsanın araç ile hızlı yaşantısında, zihnin varlığını sürdürebilmek ve
bedeni korumak zorunda kaldığından, doğasına karşı gelen bu dengesizliğe uyum gösterecek
olan beynin çalışmasını otomatik duruma kaydırır. (Girgin, V., Kocabıyık, A., 2002)
Ortamda, sizi izleyen kişinin varlığı ya da yokluğu farklı davranmanıza neden olur. Bununla
ilgili en eski deneyi Triplett, 1897 yılında yapmıştır. Araştırmacı, bir yarışmada bisiklet
yarışçılarının, başkaları tarafından izlendiklerinde hızlarını arttırdıklarını bulmuştur. Psikoloji
biliminde bu olaya “sosyal kolaylaştırma” denmektedir. Başkalarının etkisi ile davranış-
larımız yalnız olduğumuzdan daha farklı olabilir. Yalnızken emniyet kemeri takan bir genç
sürücü, yanında yaşıtı olduğunda onun olumsuz etkisiyle emniyet kemerini takmayabilir.
Trafik içinde tüm kurallara uyarak araç süren bir sürücü bile, trafikteki diğer araçlara
farkında olmayarak ya da farkında olmasına rağmen direnç gösteremeyerek, uyum
sağlayıp kural ihlali yapabilir.
Örnek 1:
Akan bir trafik içindeki sürücü, önündeki ve arkasındaki araçlar yasal hız sınırının
üstünde gidiyorsa, kendini o akışa kaptırıp, yasal hız sınırının üstüne çıkabilir. Bu ço-
ğunlukla farkında olmadan yapılan bir kural ihlalidir. Bazı durumlarda ise sürücü, yasal
hız sınırının üstünde seyir ettiğinin farkındadır. Ancak yavaşladığı takdirde arkasındaki
araçların korna ve selektörlerle tepki vereceğini bildiğinden bu tepkiyi göze alamaz ve
hızını düşüremez.
Örnek 2:
Normal hayatında emniyet kemerinin olası bir kazada hayat kurtardığını bilen ve bu
bilinçle emniyet kemerini takan bir kişi, yanında yolculuk ettiği kişinin etkisi ile emniyet
kemerini takmayabilir. Lütfen dikkat, trafikte diğer kişilerin sizi olumsuz etkilemesine
izin vermeyin.
Lütfen dikkat! Başkalarının sizi olumsuz etkilemesine izin vermeyin.
Her zaman güvenliği dikkate alarak, trafik kurallarına uyun.
trafikte,
önce siz örnek olun!
diğerlerinin değiştiğini göreceksiniz…

12

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir