Anasayfa / Ehliyet Haber / Trafik Adabı Ders Notları

Trafik Adabı Ders Notları

1

TRAFİK ADABI
1- ADAP VE TRAFİK
2- TRAFİKTE TEMEL DEĞERLER
a- Sorumluluk
b- Yardımlaşma
c- Hoşgörü
ç- Nezaket ve Saygı
d- Feragat ve Fedakarlık.
e- Sabır
f- Trafik Kültüründe Birbirini Uyarma
3- TRAFİKTE EMPATİ VE İLETİŞİM
a- Empati
b- Diğergamlık
c- Öfke Yönetimi
ç- Beden Dili
d- Konuşma Üslubu
e- Trafik Denetim Görevlileri ve İletişim
4- TRAFİKTE HAK İHLALLERİ.
a- Birey Hakkı (Diğer Bireylere Verilen Zarar)
b- Toplum Hakkı (Topluma Verilen Zarar)
c- Kamu Hakkı (Devlete Verilen Zarar)
ç- Yaşam Hakkı (Bireyin Kendine Verdiği Zarar)
d- Çevre Hakkı (Çevre ve Doğaya Verilen Zarar)
5- TRAFİKTE DİĞERLERİNİN SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARINA ETKİSİ

ADABIMUAŞERET
Kaybetmek üzere olduğumuz, kaybettiğimizde çok yoksul ve yoksun duruma düşeceğimiz bir hazinemiz vardır; adabımuaşeret. Adabımuaşeret, öteden beri nesilden nesle aktarılan, millî, manevî ve evrensel değerlerden, birikimlerden beslenen bir kıymet ve ayrıca insan olmanın gerektirdiği hal ve hareketlerin sonuçları olarak karşımıza çıkar. Peki nedir adabımuaşeret?
Adabımuaşeret sadece insanın insanla ilişkisi değildir Adabımuaşeret; evrenin merkezindeki insanın, canlı – cansız bütün varlık ile ilişkilerindeki ulaşılması arzulanan estetik seviyeyi ifade eder. İnsanın insanlarla ve hem de hayvanlarla, bitkilerle, cansız varlıklarla kısaca bütün evrenle ilişkilerini çok yönlü bir şekilde ifade eden kurallar ve prensipler bütünüdür.
Bir taraftan etrafımızdaki komşularımızla, akrabalarımızla, aile bireylerimizle ve bütün insanlarla ilişkilerimizi, diğer taraftan da sokaktaki kediyle, denizdeki balıkla, giydiğimiz ceketle, ayakkabıyla, bilgisayarımızın kablosuyla, bindiğimiz arabayla, oturduğumuz koltukla, içtiğimiz suyla, yediğimiz ekmekle ilişkilerimizi de ifade eder. Bu anlamda aslında bütün hayatımızı kuşatır.
İhtiyaç olarak ortaya çıkan adabımuaşeret alanları var mıdır?
Geçmişten günümüze süregelen sofra adâbı, konuşma adâbı, öğrencilik adâbı gibi temel adabımuaşeret konuları olduğu gibi bugün de ihtiyaç olarak karşımıza çıkan adabı muaşeret
konularından bahsetmek gerekir. Bu noktada bize düşen nedir? Bizden öncekilerin yaptığı gibi, toplumsal süreklilik içinde bu ihtiyaçları karşılamaktır elbette.Bu ihtiyaçları karşılamak aldığımız emaneti bizden sonrakilere teslim etmek noktasında önemli bir görev olarak ele alınmalıdır. Zira bu kültür bir bakış açısıyla da bize atalarımızın mirası değil, torunlarımızın emanetidir, peki bu konuda neler yapabiliriz? Mesela teknolojinin çok hızlı ilerlediği günümüzde teknolojiyi kullanma adabı diye yeni bir başlık karşımıza çıkar. Teknolojiyi kullanma noktasında nasıl prensipler geliştirebiliriz? Onun adabı var mı, olmalı mı? Bir örnekle ele almaya çalışalım. Teknolojinin toplumsal hayatı güçlü bir şekilde etkileyen ürünü cep telefonu/akıllı telefon. Her an aranabilirsiniz.
Toplantıdasınız; toplantı veya bir görüşmedesiniz, sohbet ediyorsunuz orada telefona bakmak mı doğrudur yoksa bakmamak mı? Bakarsanız yanınızdakilere nezaketsizlik olacak, bakmazsanız arayan kişiye. İşte güncel ihtiyaç dediğimiz bu tarz hususlardır ki bunları en estetik prensiplerle çözmek bizim sorumluluğumuzdur.

Başı önde, eli kulağında olan nesil Onun içindir ki bu konular üzerinde düşünmemiz gerekir. Bu durum atasözlerimizin içeriğine de tesir ediyor. Akıllı teknoloji ile ilgili olarak Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nun bir tespiti, güzel bir ifadesi vardır; şimdi yeni neslin başı öne eğik. Neden? Ya tablete bakıyor, ya da akıllı telefona. Ama önceden başı önde olmak tevazudan sayılırdı. Şimdi teknolojiden dolayı başını öne eğmek; biz yine de Sabahattin Ali gibi “başın öne eğilmesin” diyelim. Bir başka örneği de biz verelim. “Eli kulağında olmak” diye bir deyimiz vardır, tam
kültür dünyamızın ortasından kopup gelen. Bir şeyin, bir olayın olmak üzere olduğunu belirten deyimimiz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir